Arşiv

Archive for the ‘Güncel’ Category

Süper Lig 34. Hafta Skor Tahminleri

12/05/2010 Yorumlar kapalı

David Spiegelhalter, geçen hafta blogunda Premier League için skor tahminlerini yayınlamış ve bu tahminleri nasıl oluşturduğunu da bir Excel dosyasında sunmuştu. Ben de yayınlanan Excel dosyasını kullanarak benzer biçimde Süper Lig 33. Hafta skor tahminlerini gerçekleştirmiştim. Aynı dosyayı kullanarak  Süper Lig 34. Hafta  için de skor tahminlerini hesapladım. Sonuçlar için tıklayın.

Categories: Futbol, Güncel

Premier League Skor Tahmin Sonuçları

09/05/2010 Yorumlar kapalı

David Spiegelhalter, dün blogunda Premier League için hesapladığı skor olasılıklarını yayınlamıştı. Spiegelhalter’in olasılık hesapları ve maç sonuçları aşağıdaki tablodaki yer almakta. İlk üç sütun Spiegelhalter’in en yüksek olasılıkla oluşmasını beklediği sonuçları gösteriyor. Son üç sütün ise gerçekleşen skor ve Spiegelhalter’in bu skor ve sonuç için hesapladığı olasılıkları göstermekte.  Kırmızı ile yazılan maçlar Spiegelhalter’in doğru olarak hesapladığı maç sonuçlarını göstermekte. Spiegelhalter skor tahminlerinde ise başarısız olmuş. Spiegelhalter’in hazırladığı ve sitesinden yayınladığı Excel dosyasını kullanarak benim Süper Lig için yaptığım olasılık hesapları için tıklayın.

Maçlar Skor Sonuç Olasılığı Skor Olasılığı Skor Sonuç Olasılığı Skor Olasılığı
Arsenal Fulham 2 0 0.734 0.146 4 0 0.734 0.057
Aston V. Blackburn 1 0 0.689 0.156 0 1 0.107 0.049
Bolton Birmingham 1 0 0.390 0.110 2 1 0.390 0.082
Burnley Tottenham 0 2 0.640 0.106 4 2 0.159 0.003
Chelsea Wigan 4 0 0.959 0.106 8 0 0.959 0.113
Everton Portsmouth 2 0 0.746 0.136 1 0 0.746 0.118
Hull Liverpool 0 1 0.606 0.137 0 0 0.230 0.078
Man.  U. Stoke 2 0 0.799 0.183 4 0 0.799 0.075
West H. Man. C. 1 2 0.554 0.096 1 1 0.211 0.092
Wolves Sunderland 0 1 0.367 0.146 2 1 0.319 0.068
Categories: Futbol, Güncel

Süper Lig 33. Hafta Skor Tahminleri

08/05/2010 Yorumlar kapalı

David Spiegelhalter, bugün blogunda Premier League için skor tahminlerini yayınlamış ve bu tahminleri nasıl oluşturduğunu da bir Excel dosyasında sunmuş. Ben de yayınlanan Excel dosyasını kullanarak benzer biçimde Süper Lig için skor tahminlerini gerçekleştirdim. Beşiktaş-Manisaspor maçı sonucu belli olduğundan ve en iyi tahmin yanlış bir skor sonucu önerdiğinden, tüm maçlar için en iyi ikinci skor tahminlerini de ekledim. Hesaplamaları yaparken Ankaraspor’u da dışladım.  Sonuçlar için tıklayın.


Categories: Futbol, Güncel

Tütün ve Tütün Mamülleri – ÖTV

20/04/2010 Yorumlar kapalı

Bazı gazetelere (Akşam) göre iyi, bazılarına (Hürriyet) göre ise kötü bir haber. ÖTV’ye yapılan zamdan sonra vergi gelirlerindeki değişimi gösteren tablodan görüldüğü üzere Tütün ve Tütün Mamüllerinden elde edilen ÖTV gelirinde 2010 yılının Şubat ayına göre yüzde 66′lık bir gerileme yaşanmış. Fakat Akşam’ın haberinde de belirtildiği gibi “ÖTV gelirleri 2010 Ocak-Şubat döneminde geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 64″ artmış.

Categories: Güncel, İktisat

Emek-Değer Teorisinin en büyük kusuru nedir? II

31/03/2010 Yorumlar kapalı

Bu konuda bazı Marksistlerin fikirlerini almak istedim. Bu nedenle “Activists and scholars in Marxist tradition<marxism.lists.econ.utah.edu>” mail listesine bu soruyu yolladım. Marksist gelenekteki aktivistler ve alimler anladığım kadarıyla bu konular hakkında düşünmüyorlar. Konu benim ilgimi çektiği kadar Marksist alimlerin ilgisini çekmemiş. Gelen bir tek cevap oldu. O da şöyle;

Only one thing: It’s boring. (Sadece bir şey: Sıkıcı.)
Boring and too difficult to explain to intellectuals. (Sıkıcı ve entelektüellere açıklanması çok zor.)
Okay, two things. (Tamam, iki şey.)

Categories: Güncel, İktisat

Emek-Değer Teorisinin en büyük kusuru nedir? (What is the biggest flaw in the labor theory of value?)

31/03/2010 Yorumlar kapalı

Marginal Revolution (MR) bloğunun bir takipçisi tarafından sorulan bu soru etrafında başlayan tartışma her ne kadar fazla anlamamış olsam da ilgimi çekti.

İlk olarak soru kasıtlı sorulmuş gibi geldi bana, bir al gülüm ver gülüm durumu var sanki. EDT’nin birden çok kusuru olduğu önsel olarak kabul edilmiş ve sizce hangisi en büyük kusur diye soruluyor. Sorunun içeriğindeki EDT’nin Marksist EDT olduğu anlaşılıyor -zaten blogun adı Marjinal Devrim- fakat yine de cevap veren yazarın David F. Ruccio’nun yazısının hemen başında belirttiği “Hangi EDT?” sorusunu sorması bekleniyor.

David F. Ruccio yazısında anaakım iktisatçıların bilgisizliği konusunu vurguluyor fakat Aretae’nin de belirttiği gibi bu konuda ahkam kesen son derece zeki iktisatçıların bu konulardan habersiz olduklarını düşünmek herhalde mantıklı olmaz.

Ben bu konuda bilgisiz biri olarak Google Scholar’da “the labor theories of value” anahtar kelimesi ile arama yaptım ve karşıma çıkan ilk makale “Labor Theory of Value” oldu. Bu kitapçık bile giriş kısmında ne kadar farklı EDT görüşü olduğunu gösterirken -Adam Smith, Ricardo, Malthus, John Stuart Mill, vs.- yazarların “Hangi EDT?” diye sormaması ve doğrudan Marksist EDT eleştirisine başlaması şaşırtıcı.

Aşağıda dört farklı blog yazarının yorumları var. Okuyucu yorumlarını ise çevirmedim.

Marginal Revolution

Dan R. adlı okur şu soruyu sormuş, mealen;

“Merak ettim, sizce EDT’nin en büyük kusuru nedir? Ayrıca sizce bu teori ispatlanmamış, gereksiz derecede abartılmış (bulky?) ve basitçe marjinalleşmiş midir?”

Tyler Cowen cevaben şöyle buyurmuş;

“EDT’nin doğru olduğu basit bir model vardır. Eğer girdiler homojen ise ve ölçeğe göre sabit getiri geçerli ise emek girdisi oranı fiyat ile orantılı olacaktır. Eğer değilse, emek girdisi bu oransallık gerçekleşene kadar yeniden tahsis edilecektir.

Bir problem üretim için yalnızca emeğe değil, emek, sermaye ve toprağa ihtiyacımız vardır. Sözde “Dönüşüm Problemi” altından kalkamayacağı bu işi çözmeye çalışmaktadır. Ancak verilecek en basit cevap EDT’den vazgeçmektir.

Diğer bir problem, girdilerin heterojen oluşudur. Girdiler parasal olarak değerlendirilmelidir ve bu, Friedrich Wieser’e göre, isnat etmeyi (imputation) ve  dolayısyla talep taraflı bilgiyi gerektirir. Üretim maliyetinin fiyatı belirlediği kadar fiyat da üretim maliyetini belirler.

Marshallgil arz ve talep makası ile karşılaştırıldığında, EDT olsa olsa uygunsuz ve çoğu zaman yanlıştır. Ölçeğe göre sabit getirinin geçerli olduğu bazı sektörler vardır ve dolayısıyla talebin piyasa fiyatı üzerinde çok az etkisi olur. Her ne kadar bazı Cambridge-U.K. bağlantılı iktisatçı bunun temel görünüş olduğunu öne sürse de bunlar çok özel durumlardır.”

Tartışmanın ele alındığı diğer bloglar ise şöyle;

Library of Economics and LibertyDavid Henderson:

“EDT’ye göre, bir şeyin değeri onu üretmek için kullanılan emek ile belirlenir. Şu örneği ele alalım. Bir adam elek ile altın aramaya gitsin ve 10 saatlik bir çalışma sonucu bir ounce altın yapmaya yetecek kadar altın zerresi toplasın. Diğer bir adam ise, gezintiye çıksın ve 1 dakika içinde bir taşa takılıp tökezlesin. Taşı yerden alsın ve bir altın külçesi olduğunu farketsin. Emek girdisi? 10 saat vs. 1 dakika. Değer: Aynı.

Belki de Tyler, “girdiler heterojendir” dediğinde kastettiği budur. Esas konu rassallığı dikkate almamış olmasıdır.”

Aretae – Aretae:

“Son derece zeki iki iktisatçının yanlış olduğunu düşünsem de büyük ihtimalle bu benim hatam. Herşeye rağmen çenemi kapatacak kadar zeki değilim. İşte 3 kelime ile problem.

Değer talep yanlıdır.

Değer, bir kişinin talep tarafında bir şeyi ne kadar çok istediğinin ölçüsüdür. EDT, değeri talep yanlı olmaktan ziyade arz yanlı bir olgu olmaya sürükler. Hatalı epistemoloji. Hikayenin sonu.

Tyler’ın tanımı yanlıştır çünkü ana mesele olan değeri nasıl yanlış tanımladıkları konusunda konuşmaktansa, EDT’nin nasıl kurtarılması gerektiği hakkında konuşmaktadır.

Henderson, tanımsal sorunlar yerine rassallığa odaklanmaktadır.”

Benim beğendiğim cevap ise şu oldu,

occasional links & commentary – David F. Ruccio:

“Merak ettim, sizce EDT’nin en büyük kusuru nedir?” gibi bir soruya verilecek en iyi cevap “hangi EDT’den bahsediyorsun?” ‘dur. Fakat Tyler Cowen bu şekilde cevap vermiyor. Bunun yerine, Marks’ın EDT’sinin bilinen yanlış anlaşılmış şeklini tekrarlıyor ve bir ‘straw man’  safsatası inşa ederek ‘ölümcül hatasını’ tanımlıyor.

Cowen’in anlamadığı, veya okuruna açıklamadığı, şey emek temelli farklı teorilerin oluşu. Ricardo’nun EDT’si ile Marks’ın ele aldığı EDT aynı şeyler değiller. Aslında Marks, Ricardo’nun yaklaşımının bir eleştirisini yapmaktadır. Bunlar farklı sorulara ve kavramlara yönelmiş ve kapitalist meta değeri ve bir çok diğer şey hakkında farklı sonuçlara ulaşmış temelden farklı teorilerdir.

Öğrencilerin Marksist EDT ve (örn. klasik ve neoklasik) EDT’ler arasındaki farklar ile karşılaşmaları şöyle dursun, Marksist EDT ile karşılamıyor oluşu bile güncel iktisadın üzücü yanıdır.  Bunun nedeni birçok anaakım iktisatçının farklı teoriler hakkında bilgi sahibi olmamayı seçmiş olmasıdır. Neoklasik değer teorileri haricinde değer teorileri hakkında ne altyapıları ne de ilgileri vardır ve basit olarak bunları öğretememektedirler.

Burası iktisadi düşünce tarihi (ki birçok iktisat müfredatında yer almamaktadır, özellikle de yüksek lisans düzeyinde) veya değer teorileri arasındaki (mikroiktisatta nadiren öğretilen ve anaakım dergilerde kesinlikle tartışılmayan) analitik farklılıkları öğretmenin yeri değildir. Şu kadarını söylemek yeter ki Ricardo’nun EDT’sinin göstermeye çalıştığı nokta kapitalist metaların değerinin indirgenebileceği ve doğa (özellikle nüfus büyümesi, toprak verimliliği ve sermaye birikim oranı) açısından açıklanabileceği iken Marks’ın EDT’sinin göstermeye çalıştığı nokta sömürüden artı-değerin nasıl ortaya çıktığı ve kapitalist bir ekonomide nasıl dağıtıldığıdır.

Bu yüzden, arkadaşlarım ve meslektaşlarım Richard Wolff, Bruce Roberts ve Antonio Callari’nin 1980′lerde gösterdiği gibi Marks’ın ”dönüşüm problemi”ne yaklaşımı Ricardo’nun EDT’sinde ortaya çıkan problemlerle karıştırılmamalıdır.* Dolayısıyla, Cowen’in “…verilecek en basit cevap EDT’den vazgeçmektir.” sözü, başka hiçbir değer teorisinin başaramayacağı bir projeyi -ücretsiz emeğin akışının (flows of unpaid labor) kapitalist metalar arasındaki değişim oranını nasıl etkilediğini (ve tabii ki bundan nasıl etkilendiğini)-  rafa kaldırmaktır.

* R. D. Wolff, B. Roberts, and A. Callari, “Marx’s (not Ricardo’s) ‘Transformation Problem’: A Radical Reconceptualization,” History of Political Economy16 (1982) and “A Marxian Alternative to the Traditional Transformation Problem,”Review of Radical Political Economics 16 (1984).”

Categories: Güncel, İktisat
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.